HOŞGELDİNİZ

Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs)

Kıl dönmesi, tıbbi adıyla pilonidal sinüs, kelime anlamı olarak “kuş yuvası” demektir ve derinin altında kılların toplandığı, zamanla iltihaplanabilen bir hastalığı ifade eder.

Çoğunlukla kuyruk sokumu bölgesinde, deri altında “pit” adı verilen küçük delik ve çukurların içlerine vakum etkisiyle saç ve vücut kıllarının vida gibi ilerleyerek birikmesi sonucu oluşur.

Başlangıçta hiçbir şikâyete yol açmayabilir; ancak enfeksiyon eklendiğinde:

  • Kanlı veya irinli akıntı
  • Ağrı
  • Şişlik gibi belirtilerle kendini gösterir.

En sık yapılan hatalardan biri bu tabloyu yalnızca antibiyotik veya antibiyotikli kremle tedavi etmeye çalışmaktır. Unutulmamalıdır ki kıl dönmesi mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır; ilaç tedavisi tek başına kalıcı çözüm değildir.

Kıl Dönmesi Neden Olur?

Kıl dönmesinin oluş mekanizması tam olarak tek bir nedene bağlanamasa da kabul edilen temel süreç şöyledir:

kil-donmesi-neden-olur

  • Ense ve sırttan dökülen kıllar,
  • İki kalça arasındaki kıllı, nemli ve terli oluğa takılır,
  • Sürtünme ve basınç etkisiyle oluğun en dip kısmındaki küçük deliklerden (ter bezi ağızları/pitler) içeri doğru vida gibi dönerek deri altına girer,
  • Deri altı yağ dokusu içinde tüneller (labirentler) oluşturmaya başlar,
  • Bu alanlara bakterilerin de eklenmesiyle çevrede iltihap, apse ve akıntı gelişir.

Nedeni ne olursa olsun, kıllar deri altında biriktiğinde:

  • Bölgeyi tahriş eder,
  • Enfeksiyon için uygun ortam oluşturur,
  • Zamanla ağrılı, apseli kıl dönmesi tablosu ortaya çıkar.

Deriye uygulanan basınç, sürtünme, hijyen eksikliği, uzun süre oturma, aşırı terleme gibi faktörler, deri altında kılların büyümesini ve apse oluşumunu kolaylaştırır.

Özetle, kıl dönmesinin temel kaynağı vücuttaki kılların deri altına yanlış yönde ilerlemesidir.

Kıl Dönmesi Belirtileri Nelerdir?

Kıl dönmesi enfekte olduğunda:

  • Ağrı
  • Şişlik
  • İrinle dolu apse gelişir.

Bu durum birkaç gün içinde hızla büyüyerek kişinin:

  • Oturmasını,
  • Yürümesini,
  • Günlük aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabilir.

Sık görülen belirtiler:

  • Otururken veya hareket halindeyken ortaya çıkan ağrı
  • Kuyruk sokumunda sivilce benzeri şişliğin giderek büyümesi
  • Bölgede kaşıntı
  • Enfeksiyonla birlikte zonklayıcı ağrı
  • Kötü kokulu, irinli veya kanlı akıntı
  • Deride birden fazla delik veya yara benzeri açıklık ve içlerinden çıkan kıllar
  • Şiş bölgenin zamanla kırmızı veya sarı renge dönmesi

Kıl Dönmesi En Çok Hangi Bölgelerde Görülür?

Kıl dönmesi en sık kuyruk sokumu bölgesinde görülür (%95’e yakın oranda). Bununla birlikte daha nadir olarak:

  • Koltuk altı
  • Boyun
  • Kasık bölgesi
  • Yüz
  • Bacaklar gibi alanlarda da görülebilir.

Kıl dönmesi ile kıl batması aynı şey değildir:

  • Kıl batması, vücudun pek çok bölgesinde görülebilen küçük, lokal sorunlardır.
  • Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) ise derin yerleşimli, genellikle kuyruk sokumunda görülen, giriş delikleri ve sinüs yapıları olan ayrı bir hastalıktır.

Bu nedenle kıl dönmesi; sivilce, akne, batık gibi durumlarla karıştırılmamalıdır.

Kıl Dönmesi En Çok Kimlerde Görülür?

Kıl dönmesi en sık:

  • 15–35 yaş arası bireylerde,
  • Erkeklerde, kadınlara göre daha sık,
  • Vücut kıllanması fazla olan kişilerde görülür.

kil-donmesi-riskini-artiran-faktorler

Nadir de olsa 40 yaş üstü yetişkinlerde ve çocuklarda da ortaya çıkabilir. Kadınlarda daha az görülse de, kıllanması az olan bireylerde dahi kıl dönmesi gelişebilmekte; bu konuda farklı teoriler ve tartışmalar devam etmektedir.

Kıl Dönmesi Riskini Artıran Faktörler

  • Uzun süre oturmayı gerektiren işler (sürücülük, masa başı çalışma vb.)
  • İkinci Dünya Savaşı’nda arazi aracı (cip) kullanan askerlerde sık görüldüğü için “Jeep hastalığı” olarak da anılmıştır.
  • Kötü kişisel hijyen
  • Düzenli banyo/duş alışkanlığının olmaması
  • Aşırı kilo, obezite
  • Ciltte daha önce oluşmuş yaralanmalar, travmalar
  • Sık sürtünme ve tahriş
  • Vücudun kıllı bölgelerinin yeterince temizlenmemesi
  • Tüy alma yöntemlerinin (traş, ağda vb.) yanlış uygulanması
  • Ailede kıl dönmesi öyküsü (genetik yatkınlık)

Kıl Dönmesi Riskini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

  • Günlük banyo/duş alışkanlığı kazanmak
  • Özellikle kuyruk sokumu bölgesine dökülen kılları düzenli olarak temizlemek
  • Vücut kıllanması fazla olan kişilerde bölgesel hijyene daha çok özen göstermek
  • Lazer epilasyon ile kuyruk sokumu bölgesindeki kılları azaltmak
  • Hem hastalığın gelişme riskini hem de tedavi sonrası tekrarlama ihtimalini %20–40 oranında azaltabildiği bildirilmiştir.

Kıl Dönmesi Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi kararı verilirken:

  • Sürekli (kronik) akıntı var mı?
  • Pit/sinüs ağızları enfekte mi?
  • Apseli dönem mi, kronik dönem mi? gibi kriterler göz önünde bulundurulur.

Bu bulgular varsa cerrahi tedavi önerilir. Uygulanabilecek yöntemler, hastayla ayrıntılı şekilde konuşulmalı; her tekniğin avantajları ve olası riskleri açıklanmalıdır.

Kıl Dönmesi Tedavisinde Cerrahi Yaklaşım

Kıl dönmesinin kalıcı tedavisi cerrahi ile sağlanır. Günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde:

  • Daha küçük kesilerle,
  • Daha hızlı iyileşme süresiyle,
  • Daha düşük nüks oranlarıyla ameliyat yapılabilmektedir.

Son yıllarda özellikle flep yöntemleri (dokunun kaydırılarak kapatılması) ön plana çıkmıştır. En sık kullanılan teknikler:

  • Karydakis flep yöntemi
  • Limberg (rhomboid) flep yöntemi

Pilonidal sinüs cerrahisinde temel problem, hastalıklı alanın çıkarılmasının ardından oluşan boşluğun sağlam doku ile doğru şekilde kapatılmasıdır. Limberg, Karydakis ve V–Y flep gibi rekonstrüktif yöntemler bu amaçla kullanılır.

Bu modern yöntemlerle:

  • Hastanede kalış süresi genellikle 1 gündür,
  • Hastalar 5–6 gün içerisinde günlük aktivitelerine dönebilir,
  • Nüks (tekrarlama) oranları yaklaşık %0,1–2 civarına kadar düşebilmektedir,
  • Hasta memnuniyet oranları %90–95 düzeylerine ulaşmaktadır.

Tedavi planlanırken hastalık:

  • Basit / komplike
  • İlk atak / tekrarlayan
  • Apseli / apsesiz

gibi alt başlıklara ayrılır ve cerrahi teknik buna göre seçilir. Ameliyat sonrası dönemde düzenli kontroller, tedavinin başarısı açısından kritik önemdedir.

Pilonidal Apse (Kıl Dönmesi Apsesi)

Polikliniklerde sık görülen bir durumdur. Temel yaklaşım:

  • Öncelikle apsenin uygun şekilde boşaltılması (drenaj veya aspirasyon),
  • Bölgenin düzenli olarak kıldan arındırılması,
  • Kuyruk sokumunun günlük olarak antiseptik ya da antibakteriyel şampuanlarla yıkanması

şeklindedir. Bu süreçte sinüs ağızlarından kronik akıntı devam ederse cerrahi tedavi gündeme gelir.

Tedavi Sonrası Tekrarlamayı Önlemek İçin Öneriler

  • Hekimin önerdiği şekilde pansuman ve yara bakımı aksatılmamalı

tedavi-sonrasi-tekrarlamayi-onlemek-icin-oneriler

  • Kuyruk sokumu bölgesi antiseptik veya antibakteriyel şampuanlarla yıkanmalı
  • Çok kıllı kişiler, 30 yaşına kadar ayda bir kez kıl dökücü krem veya epilasyon yöntemleriyle bu bölgeyi temizlemeli
  • 30 yaş sonrasında bölge derisi görece kalınlaşır ve delinme riski azalır; ancak hijyen yine de önemlidir
  • İster ameliyatla ister ameliyatsız tedavi edilmiş olsun, tedavi sonrası hijyen uzun dönem başarı için belirleyicidir.

Kıl Dönmesi Ameliyatsız Tedavi Edilebilir mi?

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) olgularında, mümkün olan her durumda ameliyatsız veya minimal invaziv yaklaşımlar öncelikle değerlendirilmelidir. Çünkü:

  • Uygun olmayan büyük cerrahiler,
  • Tekrarlayan nüksler,
  • İyileşmeyen yaralar basit başlayabilen bu hastalığı gereksiz yere zor ve travmatik bir sürece dönüştürebilir.

Erken, Küçük ve Sınırlı Vakalarda:

  • Lazer epilasyon,
  • Düzenli lokal bakım ve duş,​​​​​​ ile bazı hastalarda şikâyetler gerileyebilir.

Biraz Daha Yaygın Hastalıkta:

  • Kılların temizlenmesi,
  • Pit eksizyonu (küçük giriş ağızlarının çıkarılması),
  • Sinüslerin lokal anestezi altında çıkarılması,
  • Kristalize fenol uygulaması gibi ayaktan, kısa süreli, ağrısız işlemler uygulanabilir.

Dikkat Edilmesi Gereken İki Temel Nokta:

1. Bu işlemler bu alanda deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır.

2. Tedavi sonrası bölgedeki kılların düzenli epilasyonu (mümkünse lazer), her gün duş, uygun sabunlarla temizlik ve iyi kurulanma gibi koruyucu önlemler mutlaka sürdürülmelidir.

Özellikle kristalize fenol uygulaması, doğru yapıldığında:

  • Kısa sürede tamamlanan,
  • Günlük sosyal yaşamı bozmayan,
  • Tekrar oranları düşük,
  • Güvenli ve etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır.
Op. Dr. Burhan Karabağ
PROKTOLOJİ

Op. Dr. Burhan Karabağ

Hemoroid • Anal Fissür • Anal Fistül • Kıl Dönmesi • Anal Apse

Proktolojide Cerrahi Dışı Tedaviler

Hemoroid lastik bant uygulaması (band ligasyonu), cerrahi kesi yapılmadan uygulanan, …

Devamını Oku
Sıkça Sorulan Sorular

Hemoroid ve anal bölge hastalıkları, toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman utanm…

Devamını Oku
Anal Fistül

Anal fistül, anal kanal ile cilt arasında, çoğunlukla bir anal apse sonrası gelişen v…

Devamını Oku